Son Yazılar
09 Mart 2010 | Yorum yok
13 Şubat 2010 tarihinde ve yine Bizim Anadolu’da yayınladığımız “İlker Başbuğ’u anlamak” başlıklı uzun yazımızda (3. sayfayı boydan boya kaplamıştı) şöyle bir değerlendirmede bulunmuştuk: “İlker Başbuğ sabırlı davranmaktadır; kurumuna güven içinde gönül rahatlığıyla suçlamaların Hukuk zemininde açıklığa kavuşacağına ve adaletin yerini bulacağına güvenmektedir. ‘Savaş’ta bu fazla iyimser bir tavırdır.”
Devamını oku »
08 Mart 2010 | Yorum yok
Nazım Bey, kaç hafta oldu, medya söyleşilerine ara verdik. Oysa medya hakkında daha üzerinde konuşulacak çok şey var. Hele Türkiye’deki medya bir âlem. Ama ben biraz da -Türkiye de dahil elbette- dünyada gazetelerin ne durumda olduğu üzerinde durmamızı önerecektim.
Devamını oku »
04 Mart 2010 | Yorum yok
“Dil” yaşayan, canlı bir varlıktır. Neden? Çünkü insanların ve daha önemlisi toplulukların, toplumların birbirleri ile iletişimini sağlar. Bireyler kendi aralarında ağız kavgası da yapıyor olsalar, eğer aynı dili kullanıyorlarsa bu son tahlilde derinlerde bir “birlik ve bütünlük” olması, oluşması demektir.
Devamını oku »
27 Şubat 2010 | Yorum yok
Şunu ileri sürmek herhalde yanlış olmaz:
Genelkurmay Başkanı, son kez, masaya oturmayı kabul etti.
15 orgeneral ve oramiralin olağanüstü toplantısında, T.S.K.’ne yönelik psikolojik savaş bağlamındaki saldırılar (medyada) ve darbeler (“özel yetkilendirilmiş” F tipi savcılar eliyle) durmadığı takdirde bu 15’in topluca istifa etmesi kararına oybirliğiyle varılmıştır.
Devamını oku »
25 Şubat 2010 | 2 Yorum
Türkçe yazı dilinin, özellikle de yazım ve dilbilgisi kurallarının henüz / hâlâ oluşmakta olduğunu, dahası son yıllarda bu süreçte görece bir düzenden belirgin bir keşmekeşe kayış gözlemlendiğini ileri sürmüştük.
Devamını oku »
24 Şubat 2010 | Yorum yok
22 Şubat 2010’un, yakın tarihimizin önemli bir dönemeç noktası olarak tarihe geçeceği kuşkusuz. Bu tarih, nicedir sürüp gelen bir tertibin kritik bir aşaması olduğu için. Bu noktada bitmeyeceği ve yeni aşamaların da hazırlanmış, senaryolaştırılmış ve sahnelenmek üzere gün, hafta, ay sayıldığı bir başka gerçek.
Devamını oku »
18 Şubat 2010 | Yorum yok
Dil, sözlü dil en başta bir “anlatım” aracıdır. İnsanlar arasında, hattâ insanlarla hayvanlar, bitkiler arasında “iletişimi” sağlayan evrensel ve en temel araçtır. Sözlü ve dolayısıyla sesli dil olmanın doğal bir sonucu
Devamını oku »
11 Şubat 2010 | Yorum yok
Nazım Güvenç
Biliyorsunuz bu köşede Türkçe üzerinde duruyoruz. En başta da Türkçe yazım sorunları ve hatalarına dikkati çekmeye çalışıyoruz. Lakin siyaseten o kadar çalkantılı bir dönemden geçiyoruz ki şu köşede bile rahat vermiyorlar.
Devamını oku »
04 Şubat 2010 | Yorum yok
Geçen hafta Türkçe metinlerde noktalı virgül (;) işaretinin yanlış ve yersiz kullanımındaki salgından söz etmiş ve örnekler vermiştik.Konu, Türkçe yazım açısından göz ardı edilemeyecek veya ülkenin bunca derdi ortasında bir de bununla mı uğraşalım diye omuz silkinemeyecek derecede önemlidir.
Devamını oku »
02 Şubat 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Türkiye’nin siyasal atmosferinin sonderece gergin; ekonomik atmosferinin bir açıdan gayet dinamik, bir diğer açıdan gayet çetin bir durumda olduğu her gün yaşadığımız bir gerçek.
Devamını oku »
28 Ocak 2010 | Yorum yok
Nazım Güvenç
Noktalama işaretleri bir yazıda trafik işaretleri, yol levhaları gibidir. Okur onlara bakarak cümlede anlamı daha iyi izler. Ve noktalama işaretleri daha ilkokulda öğretilir.
Devamını oku »
21 Ocak 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
“Özel girişim”, “özel mülkiyet”, “tam boy liberal ekonomi” gibi konularda mangalda kül bırakmayan “Demokratın önde gideni”, “insan hakları savunucusu”,
Devamını oku »
20 Ocak 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Dün, 19 Ocak 2010 Ermeni yurttaşımız Hırant Dink’in öldürülüşünün üçüncü yıldönümüydü. Hemen herkesin üstünde hemfikir olduğu bir gerçek var ki
Devamını oku »
18 Ocak 2010 | Yorum yok
Nazım Güvenç (Söyleşi)
Medyada, “serbest girişim”, “özel mülkiyet” ayaklar altına alındı ama “liberal ekonomi şampiyonu” geçinenler sus pus!
Devamını oku »
13 Ocak 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
İsrail’in Ankara’ya karşı “serseri bir devlet” gibi tepki göstermesi / tavır koyması aslında çok net bir göstergedir ve iyi okunmalıdır. Çünkü tavır doğrudan Türkiye’yi hedef alıyor gibi gözükse de
Devamını oku »
12 Ocak 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Putin’leşme sürecinde merkez medyanın ve CHP’nin geleceği
Önceki yazımızda, 2010 yılının başında Türkiye’de siyasal durum ve manzaranın bir analizini yapmaya girişmiş ve fakat bununla yetinmeyeceğimizi ve “ufkun ötesi”ni de irdeleyeceğimizi belirtmiştik.
Devamını oku »
04 Ocak 2010 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Yeni bir yılın başında, isterseniz, yurt ve dünya ile ilgili bir “genel durum ve manzara” çözümlemesi yapalım. Neredeyiz, nereye doğru gidiyoruz… ..önümüzü görmeye çalışalım.
Devamını oku »
29 Aralık 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Biliyorsunuz, ABD ve İngiltere Saddam’ın Irak’ına saldırırken “kitle imha silahları var” iftirasını ve “komşularını ham yapacak” palavrasını ortaya atmışlar ve bu gerekçeyle Irak’a girmişlerdi.
Devamını oku »
28 Aralık 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Düşünün, Türkiye bugün aynen Sevr yıllarındaki gibi bir askerî işgal altında olsaydı, işgalcilerin ilk yapacakları şeylerden biri de yenilgiye uğrattıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’nin merkezini basmak, en gizli (“kozmik”) belgelerini de incelemek olmaz mıydı?
Devamını oku »
25 Aralık 2009 | Yorum yok
Nazım Güvenç
T.S.K.’ni “Yeniçeri ordusu” yerine koyanlar yeni bir “vaka-yı hayriye” yaratmak sevdasında Genelkurmay ve hükümet, Meclis’e gönderilen yeni silah kanunu tasarısı ile ilgili olarak karşı karşıya.
Devamını oku »
24 Aralık 2009 | 1 Yorum
NAZIM GÜVENÇ
Türkiye’de 2009 yılının sonu itibariyle siyasal durumu tek bir cümleye sığdırmaya çalışsak ve “vatanın birlik ve bütünlüğü tehdit altında; tabanda toplum, en tepede devlet ise görülmemiş bir gerginlik içinde; patlamaya 5’den de az var” desek acaba gerçek durumu ne kadar sadıkane yansıtmış oluruz?
Devamını oku »
21 Aralık 2009 | Yorum yok
Nazım Güvenç
Norveç Uluslararası İlşkiler Enstitüsü’nde Danimarka yurttaşı ve terörizm uzmanı bir Türk araştırmacı, Sefa Yürükel’in 2003 yılında bulup okuduğu gizli rapor Türkiye’nin bugünkü ortamına ışık tutuyor.
Devamını oku »
19 Aralık 2009 | Yorum yok
Nazım Güvenç
Norveç’in rolü ne?
Bu 35 sayfalık planın Norveç’te devlete ait bir enstitüde bulunması rastlantı mı? Kesinlikle değil. Gerçi bu planı hazırlayan kurumun Norveçli olmadığı açık. Bu plan muhtemelen ABD veya İngiltere’de hazırlanmış.
Devamını oku »
15 Aralık 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararının ardından gelişmelere ve girilen sürece derinlemesine bir bakalım. “Derinlemesine bakalım”, zira yüzeyde görünenler yanıltıcı olabilir.
Devamını oku »
10 Aralık 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Barack Obama’nın başkan olmasından buyana Türkiye – ABD ilişkilerinin seyri olsun, Türkiye – İsrail ilişkilerinin seyri olsun dış ve iç medyada bir türlü tam kavranamayan şeyler arasında geliyor. Hatta birinci.
Devamını oku »
09 Aralık 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
“Devlet”, son çözümlemede, bir sınıfsal oluşumdur [antitedir]. Hangi sınıf tarafından kurulmuşsa onun çıkarlarına öncelikle hizmet eder. Lakin bunu yaparken sadece o sınıfın desteğiyle yetinemez. Bir şekilde, toplumsal olarak o sınıfın dışındaki sınıfsal güçlerin de desteğini, katılımını, mutabakatını, en azından itaatini alır, alması gerekir.
Devamını oku »
01 Aralık 2009 | Yorum yok
Alevilerin DTP’sini yaratma tezgâhı
NAZIM GÜVENÇ
Her geçen gün, Türkiye’nin -belki de ileride siyasal bilim derslerinde “örnek olay” olarak okutulacak- yeni tür bir “savaş”ın sahnesi olduğunun yeni kanıtlarını ve sonuçlarını gündeme taşıyor. Bu: “yüksek yoğunluklu psikolojik savaş”tır.
Elbette “psikolojik savaş” yeni bir şey değil. Savaşın kendisi kadar eski neredeyse. “Yeni” olan bunun 21. Yüzyılda eriştiği kapsam ve derinlik.
Devamını oku »
20 Kasım 2009 | Yorum yok
NAZIM GÜVENÇ
Türk ulusu, Anadolu’nun parçalanmasını, Türklerin mümkünse Orta Asya’ya sürülmesini, o olamıyorsa küçük bir toprak parçasına tıkıştırılıp sindirilmesini öngören Batılı devletler ve içerideki her türden işbirlikçilerine ve dayatılan Sevr Antlaşması’na karşı direnişini yurdun dört bir yanında halkın kendiliğinden kurduğu Müdafa-i Hukuk dernekleriyle başlatmıştı.
Devamını oku »
« Önceki yazılar