POPÜLER OLMAK İSTEYEN YAZAR ADAYINA ÖNERİLER 14
Feyza HepçilingirlerMEVSİMİDİR, DİYET KİTABI YAZIN
• Yaza girmek üzere olduğumuz şu günlerde biraz geç kalmış olmakla birlikte elinizi çabuk tutarsanız sizin de satış şansı yüksek bir kitabınız olabilir. Ne kadar verimli bir alana el atmak üzere olduğunuzu anlamak için, yapacağınız küçük bir araştırma size yakın ya da uzak çevrenizde kilosuyla derdi olmayan kimse bulunmadığını gösterecektir. Herkesin kilo problemi var.
*
Kimi taşıyabileceğinin iki – üç katını yüklenmiş durumda, kimi “Yarım kilo fazlam var.” diye dertlenmekte. Araştırma soruşturma çalışmalarına ilköğretim okullarından başlayabilirsiniz. Göreceksiniz ki özellikle kadın cemaati, gerçekten 7’sinden 70’ine, kilolarıyla (kafalarını, dengelerini, sinirlerini vb.) bozmuş durumda. Televizyonlarda, gazetelerde derisi kaburgalarına yapışmış, yürürken leğen kemiği kendi başına dans eden, uzun bacaklı, kısrak edalı manken kızları gördükçe aynalara küsen büyük kalabalık sizden hizmet bekliyor. O mankenler gibi olabilecekleri yalanını bir de sizden duymak onları hiç rahatsız etmeyecektir. Bundan emin olabilirsiniz.
*
• Sistem şöyle işlemekte: Önce insanların “münasip” bir yerlerinden pompalanmışçasına şişirilmeleri gerekiyor. Büyük beden, daha büyük beden, daha da büyük beden olmalılar. Göbekler şişmeli, popolar büyümeli, kalçalar irileşmeli, beller kalınlaşmalı. Beden büyüdükçe eski giysilere sığılmamalı. Yeni giysilere gereksinme duyulmalı; çarkın dönmesi için alışveriş yapılması şart. Bir yandan da o giysiler, erken serpilmiş, yirmi yaşın altındaki, tay gibi genç kızlara giydirilip gösterilmeli ki 30’lu, 40’lı yaşlarındaki kadınların içinde onlar gibi olma iştahı kabarsın.
*
Sonra gelsin zayıflama kürleri, diyet reçeteleri, koşu bantları, kısa ve uzun yürüyüşler, fitness center’lar, zayıflama çayları, bantları, tozları, hapları… İşte bu noktada siz de sisteme dahil olabilirsiniz. Burgerleri, cola’ları ile bütün dünyayı kaplamış olan obezleştirme endüstrisi bütün hızıyla dönerken sizi de bir kıyısından sokmaya çalıştığım zayıflaştırma endüstrisi de kendi çarkını son hızla çevirmeye başlamış durumda. Bundan niye siz de payınıza düşeni almayasınız?
*
• Diyetisyen olmadığınızı, besin değerlerinden, kalori hesaplarından anlamadığınızı mı söylüyorsunuz. Olsun. Öğrenirsiniz. Sağınıza solunuza bir bakın. Bütün gazeteler “Diyet”, “Yaza İnce Girin”, “Sağlıklı Zayıflamanın Yolları” gibi çeşitli adlar altında ekler vermekte, bu ve benzeri adlarla sayfalar düzenlemekte. Televizyon kanallarında haftada üç kez, medyatik adlar kullanılarak zayıflama yolları söylenmekte. “X, iki haftada nasıl 10 kilo verdi?”, “Y’nin zayıflama formülü”, “Z mucize diyetini açıklıyor. Az sonra…” Bu sesler çınlamıyor mu kulaklarınızda. Siz de kirazın sapından, üzümün çöpünden bir mucize formül üretemez misiniz? Peki, üretmeyin; üretilmişleri kullanın.
*
Aynı şeyler o kadar çok kullanıldı ki kimse sizi “Benim diyet reçetelerimi çalmış.” diye suçlayamaz; merak etmeyin. Sabah kahvaltısı için, “bir dilim kepekli ekmek, bir kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir, istediğiniz kadar domates, salatalık” formülünü İLK söyleyeni bulabilir misiniz? Gördünüz mü? Bunu bir de siz söyleseniz, kimden almış olmakla suçlanabilirsiniz ki? Gerisi hep bildiğiniz şeyler… Yağsız salata, lifli gıdalar, bol meyve, günde 10 bardak su vs. “Asansöre binmeyin, merdiveni kullanın. Arabanızı biraz ileriye park edin, kalan yolu yürüyün.” gibi şeyler söylemeyi unutmayın. Emir kipinde önerilerde bulunmanız da şarttır.
*
Hatta bu emirlerde kibarlığa hiç gerek yoktur. “Haftada üç gün yürüyüş yapın / yapınız.” yerine ikinci tekil kişi kullanarak, “Yürüyüşü ihmal etme. Haftada üç gün, 45 dakikadan az olmamak koşuluyla yürü. Hatta koş. Koşmadan önce doktoruna danış. Doktorun yoksa kendine bir doktor bul.” deyin. “Sen” diye seslendiğiniz için kimse alınmaz. Daha samimi olur. Onlara ne kadar yakınlık duyduğunuzu gösterme fırsatını bu yolla elde edersiniz. Yemek tarifleri vermeniz de gerekecek. Bunda da bir zorluk yok. Herhangi bir yemek kitabını açın, fırın yemekleriyle haşlama ve buğulama tarzındaki yemekleri olduğu gibi alın. Yalnız tariflerden yağı, unu, şekeri çıkarmayı ya da en azından miktarlarını azaltmayı unutmayın.
*
• Mucize diyet reçetelerine inanmamak gerektiği sık sık söylense de hatta siz söylemiş olsanız bile, bilin ki en etkili olan yine bu adla sunulan zayıflama formülleridir. İşin içinde gerçekten bir mucize olup olmadığı sizin sorununuz değil. Siz iki haftalık diyet listesi hazırlayın, her gün için üç ana, üç de ara öğün önerin. Dikkat! Şimdi söyleyeceğim şey son derece önemli. Diyet yemeklerinin malzemeleri arasına, Türkiye’de pek kolay bulunamayacak, hatta olabilirse hiç bulunamayacak birtakım sebze ve meyveler sıkıştırmayı unutmayın. “İki adet papaya meyvesi, 100 gram şekerkamışı, bir bağ kuşkonmaz, bir avokado” gibi tropikal ve egzotik sebze ve meyveleri bulamamalılar.
*
Bulamasınlar ki sizin diyeti tümüyle uygulayamasınlar. Böylece kendinizi, “Verdiğiniz diyeti uyguladım; ama değil on kilo, bir kilo bile veremedim.” suçlamasından korumuş olursunuz. Belki bu önleme bile gerek yoktur; çünkü bir diyet reçetesini harfi harfine uygulayanı bulmak, neredeyse olanaksızdır. Böyle bir işgüzar çıkar da sizi dava etmeye kalkarsa doğrudan vicdanına seslenin. Kendisinden bile gizleyerek bir dilim pastayı götürmemiş, bir parça çikolatayı iç etmemiş, hiç değilse bol şekerli bir meyveli gazozu hüpletmemiş, markalı dondurmalarla kızgın kumlardan serin sulara hiç atlamamış mıdır? Öyleyse vicdanıyla baş başa kalması ve haksız yere sizi suçlamaktan vazgeçmesi gerekir.
Lütfen yani! Sizi suçlamadan önce dursun ve hangi noktalarda emirlerinize uymadığını düşünsün. İnsaf! Hem diyet reçetesini uygulama, hem de kalk seni kilolarından kurtaracak kişiyi haksız yere suçla! İnsafa sığar mı?
*
http://www.feyzahepcilingirler.com/popyazar.html








