Count per Day
  • 3This post:
  • 8026Total reads:
  • 24Reads today:
  • 89Reads yesterday:
  • 0Visitors currently online:
En Çok Okunan

POPÜLER OLMAK İSTEYEN YAZAR ADAYINA ÖNERİLER 9

feyzahepFeyza Hepçilingirler

• Popüler olmak isteyen yazar adaylarına şimdiye kadar pek çok öneride bulundum. Şimdiki önerim, ilk aşamayı, hatta ikinci, üçüncü aşamayı da geçip daha yükseklere göz dikenlere… Ünlerine ün katacak, onları dünya starı yapacak, hatta Nobel Edebiyat Ödülüne giden yolu aydınlatacak bir öneri. Ancak hemen iştahlanılmaya!

Çok fazla koşulu var, üstelik yerine getirilmesi çok zor koşullar bunlar. Tümü de yazara bağlı değil. En önemli noktada yazarın dışında birtakım etkenlerin devreye girmesi ve olayı yönlendirmesi gerek. Koşulların ilkini az yukarıda dolaylı olarak söyledim. Nedir o? Zaten ünlü olmak gerekiyor. Çünkü önerim, kimseyi sıfırdan alıp zirveye çıkarmaz; 100’den alıp 1000’e çıkarır diyelim. 1 değil, 10 değil, 100 birim ünü zaten kazanmış olmak gerekir ve nasıl kazanılmış olduğu bizi bu aşamada hiç ilgilendirmez. Hak edilmiş bir ün olması tercih nedenidir; ama değilse de zararı yok. Ün ündür. Ayrıca şunu da belirtmek boynumun borcu:

Ünlü değilken böyle bir işe kalkışmak ateşle oynamaktır; daha da beterdir; ateşte yürümek; hatta kendini kaldırıp küt diye ateşin içine atmaktır. Popüler olmak isteyen; ama henüz olamamış yazar adayıysanız önerime sakın kulak asmayın, sakın ola böyle bir işe kalkışmayın. Sizin için ölümcül tehlikeler taşıyan bir yoldur. Mahvolursunuz. Hapislerde çürürsünüz, F tipi cezaevlerinden cezaevi beğenirsiniz, hatta beğenmeseniz de birileri sizin o cezaevleri için ideal olduğunuzu düşünüp sizi oralara tıkabilir. Üstelik siz, F tipi, E tipi, tipli, tipsiz cezaevlerinde çürürken, ünlü olmak bir yana, kimsenin derdi, tasası bile olamazsınız. Zamanında oralarda yaşananlarla ne kadar ilgilenmemişseniz sizinle de o kadar ilgilenmezler. Duyarsızlık tuğlalarından örülmüş, dağ gibi bir suskunluk duvarıyla karşılaşırsınız.

• Türkiye’de söylenmesi değil, düşünülmesi bile sakıncalı konular belli midir? Olmaz mı? Elbette. Bellibaşlı üç tane tabu sayılan konumuz; üç tane “mesele”miz vardır. Nedir bunlar? Bu ülkede yaşayan herkes gibi bir çırpıda sıralayabilirsiniz: İlki “Kürt meselesi”dir, ikincisi “sözde Ermeni soykırımı” denen meseledir, üçüncüsü de “irtica tehdidi”dir. Daha önce bu konularla ilgilenmiş olmanız, bunlara gönül vermeniz, içlerinden birine destek olmanız gerekmez. Bir tanesine damardan bir dalış yapma cesaretiniz var mı, siz ona bakın. Sözleriniz sizi dünya medyasının başköşelerine çıkartır; ama arkasında durabilmelisiniz ya da sizi sözünüzün arkasında tutacak bir gücü sırtınızda hissetmelisiniz. Bir şey daha var.

Siz siz olun böyle sivri çıkışları asla ve asla Türkiye’de yapmayın. Ünlü olacağım derken kim vurduya gidersiniz. Türkiye’nin dışında, yalnız dışında değil, Türkiye’nin batısında, artık Almanya mı olur, Fransa mı olur, yoksa Amerika Birleşik Devletleri mi olur, işte oralarda bu üç konudan biri hakkında kimselerin söylemeye cesaret edemediği şeyleri söyleyin. Kapalı kapılar arkasında konuşulanları, hiç çekinmeden ortaya dökün. Yeteri kadar ünlüyseniz zaten ağzınızdan laf almak için canını dişine takmış bir gazeteci ordusu sizi konuşturmaya çalışacak, peşinizden koşup duracaktır. Onlara istediklerini verin. Çanak tutup söyletmeye çalıştıkları şey her ne ise söyleyin gitsin.

• Buraya kadarını gerçekleştirmişseniz işin size düşen tarafı bitmiştir. Bundan sonrası için bir şey yapmanız gerekmez. Göreceksiniz, sonrası sizin dışınızda ve inanılmaz bir hızla gelişecektir. Başta da söylemiştim: Dünya starlığına giden yol, sizin birtakım özelliklerinize bağlı olmakla birlikte, sizin dışınızda da pek çok etkene bağlıdır diye. İşte sizin dışınızda bağlı olduğu en önemli etkene sıra geldi. Yurdumuzda eksikliğini hissetmeye pek fırsat bulamadığımız birtakım tipler vardır. Bunlar kerinç içerenler ve içermeyenler diye ikiye ayrılsa da aralarında pek fark yoktur. Zaten kerincin ne demek olduğunu da şimdiye kadar kimse çözememiştir.

İster kerinçli ister kerinçsiz olsunlar, bunlar ülkeyi sevme tekelini ellerinde bulundurdukları için her an, “Türklüğe hakaret eden var mı?” diye, “Yoksa bizden başka bu ülkeyi sevmeye kalkan da mı var?” diye, olmadı antrenman olsun diye adam dövmeye çıkarlar. Evdeki çürümüş domateslerle bozuk yumurtaları değerlendirmek için mahkeme kapılarında topluca yumurta atma ve domates fırlatma yarışı yaptıkları da olmuştur. Onları asla hor görmeyin. Size hayatınızın iyiliğini yapacak, sizi dünya medyasının başköşelerine taşıyacak olanlar onlardır. Sizi mahkemeye verecek olanlar da onlardır; mahkeme kapılarında pankartları hazır, bekleyecek olanlar da.

Her türlü tedariki kendileri yaparlar; domates ve yumurtaları zaten evlerinden getirmişler, ceplerinde hazırlamışlardır. Tükürüğü bol, sesi gür kalabalığı toplayıp mahkeme kapısında hazır etmeyi bile karşılık beklemedikleri bir görev olarak, seve seve yerine getirirler. Size düşen tek şey vardır: Kendinizi ağzınızdan çıkanın dikkatle dinleneceği bir konuma getirmek. Bu kadarı yeter. Bunu gerçekleştirin, başka şeye karışmayın. Gerisini kerinçliler ve kerinçsizler tekme tokat hallederler.

Not: Bu yazı Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülünü aldığının açıklandığı 12 Ekim 2006 tarihinden önce yazılmış ve “Evrensel Kitap”ın 6 Ekim 2006 tarihli 9. sayısında yayımlanmıştır.

http://www.feyzahepcilingirler.com/popyazar.html

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Bugün Okunan

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /var/www/vhosts/turkcelil.com/httpdocs/3v/wp-content/themes/fireworks_in_the_sky_eve060/header.php:2) in /var/www/vhosts/turkcelil.com/httpdocs/3v/wp-content/plugins/sayfa_sayac/sayfa_sayac.php on line 491
Yazı ara
Arşivler