“Yozlaş(tır)manın daniskası” Bu Değil mi?
![]()
TürkCelil…
Neler oluyor?
Yıllardır takip ediyorum ve yıllardır ulaşabildiğim kişilere yazdım, derdimi, rahatsızlığımı anlatmaya çalıştım. Ama aldığım ya da alamadığım (!) yanıtlar bir toplumun A’dan Z’ye, okumuşundan cahiline nasıl bir kabullenme içinde olduğunun göstergesiydi. Artık umudumu yitirmeye, “bana ne demeye” kadar vardı üzüntüm.
Ama yok yapamıyorum, bu yapılanlara dayanamıyorum.
Bir toplum gencinden yaşlısına, ‘yukarıda değinmeye çalıştığım gibi’ okumuşundan en cahiline kadar nasıl yozlaştığına, bu yozlaşmayı “hiçbir şey yokmuş ve yapılanların tümü normalmiş gibi” davranmasına dayanamıyorum.
**
Kendime durmadan şu soruyu sormaya başladım.
Ülkemizde bunca okumuş, diğer deyimiyle “mürekkep yalamış” aydın insanımız varken neden kimsenin sesi çıkmıyor, bu konuda hiçbir itirazda bulunmuyordu.
Bu bir yozlaştırma planın parçası mıydı, yoksa zaten uyuşmuş, uyuşturulmuş insanlar mı oluyor-yetiştiriyorduk?
Nedir beni burada böylesine rahatsız eden olgu?
Önce yazılı-renkli basın, ya da magazin basın adını verdiğimiz gazetelerde başladı, sonra izlenme oranı uğruna TV kanallarına sıçradı. Yatak odalarımıza kadar giren TV’ler toplumu kendi çıkarları uğruna uyuşturmaya başladı.
**
Saçma sapan programları topluma dayatmaya, onları düşünmekten uzaklaştıran, dedi-kodu yapmalarını sağlayan iğrençliklere yöneldi.
Zerk edilen uyuşturucu öylesine ustalıkla öylesine çaktırmadan veriliyor ki, insanımız bundan başka bir şeyi düşünemez konuşamaz oldu.
Toplum düşünmemeli, sorgulamamalıydı…
Yapılmak istenen bu idi ve başarılı olunmuştu.
Ekranda ya da gazete sayfalarında verilen uyuşturucuyu almalı, bununla avunmalıydık.
Hedefe ulaşılmış, bizler de toplum olarak toptan bir “uyuma nöbetine” kendimizi kaptırmıştık.
TV ekranlarında, iğrenç bir ses tonu ile yapılan anonslarda “bilmem kaç sayfa bulmacayı bilmem kaç kuruşa veriyoruz” feryatları kulaklarımızı tırmalamaya başladı.
Zaman öldürmek, belki de genel kültürümüzü arttırmak adına aldığımız bu bulmacalı gazetelerin içerikleri zaten mide bulandırıcı olmaktan öteye gitmiyordu.
Ya bulmacaların içerikleri?
İşte beni böylesine rahatsız eden, çıldırmama neden olan da buydu.
**
Kimler hazırlar, kültür seviyeleri nedir, genel kültürleri var mıdır bilemem. Ama hemen her gün sundukları bulmacalar çileden çıkmama, isyan etmeme, durmadan bir yerlere yazarak yardım istememe kadar varıyor.
Her gün aynı sorular, sadece yerleri değiştirilmiş olarak önümüzde.
3-4 sayfa bulmaca 10-15 dakikayı geçmiyor çözmek için, neler öğreniyoruz bu bulmacaları çözerken?
Bir hiç, bir sıfır.
Çünkü sorulan soruların çoğu, bilmem hangi arabeskçi, dansöz, dizi oyuncusu, futbolcu ya da manken…
Bu kişileri palavra renkli basın, palavra TV kanalları zaten her gün kendi çıkarları uğruna kafamıza sokmuyor mu?
**
Şu halde; ben, bu zübüklerin adını bilsem ne yazar, bilmesem ne yazar?
Neden hiç kimse çıkıp bunun için bir şey yazmaz ve neden bu bulmacaları hazırlayan zübükler de başka şey bulamaz ve her gün aynı şeyleri sorarlar?
Bu bir yozlaşma, yozlaştırma değil mi?
Şimdi şöyle bir soru sorma hakkım doğmuyor mu burada?
Bu bulmacaları hazırlayanlar, zaten kendileri yozlaşmış, uyuşmuş kişiler değil mi?
**
Yozlaşmış, beyni uyuşmuş bu kişilerden başka ne beklenebilir ki?
İyi de adını “en büyük en iyi gazete” diye sunanlar, bu oluşumun farkında değil mi? Yoksa kendileri de mi artık yozlaşmış?
780.000 Km2 yüzölçümü olan bu güzel ülkemizde, toplumu bilgilendirecek başka konu mu yok.
Coğrafyamıza ne oldu, dağlarımız, tepelerimiz, ovalarımız, akarsularımız yok mu?
Edirne’den Ardahan’a, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar kazmayı vurduğunuz her cm2’de 10 binlerce yıl öncenin tarihi duruyorken, neden bu gibi sorular içeren bulmacalar hazırlanamaz?
Yazarlarımız, şairlerimiz, çizerlerimiz, tiyatrolarımız-oyuncularımız, düşünürlerimiz ve adını sayma gereği duymadığım yüzlerce-binlerce konu varken, neden mankenlerle, türkücülerle, futbolcularla, dizi oyuncuları ve dansözlerle toplum uyutuluyor?
**
En acısı ise, bu gibi saçmalıkları toplum olarak kabul ediyor ve hiç sesimizi çıkarmıyoruz?
Güzel ülkemin güzel insanları bu kadar duyarsız bu kadar umursamaz mı olduk?
Hemen her konuda olduğu gibi, “aman sende bana mı düştü bunları düşünmek” mi diyoruz?
**
Bu gibi konular sizleri hiç rahatsız etmiyor mu?
Yoksa kocaman bulmacayı 10 dakika da çözüyorum demek size gurur mu veriyor?
Ne diyorsunuz?
Uyumaya devam edelim mi, yoksa bir yerden başlayarak itiraz edelim mi?
Hadi durmayın, en azından bu yazıya itiraz edin, kızın sövün ve içinizi boşaltın.
Bu’da mı zor geliyor?
TürkCelil
30.10.2005
2005 yılında yazılmış bu yazı, peki, geçen bu süre içinde değişen bir şeyler oldu mu? Evet, oldu.
İnsanlarımız daha da yozlaştı, yozlaştırıldı. Plan mükemmel değil mi, istedikleri bu idi zaten ve başardılar.
Bizlerse; “mışıl-mışıl” uyumaya devam ediyoruz.
Ne güzel değil mi?
31.8.09









Son zamanlarda bu pislik gazetelerin, pislik bulmacalarında çok incelikle bir yozlaştırma uygulanıyor. Kendisini en büyük gazete diye tanıtan bir paçavra, çapraz bulmacasında çaktırmadan “Anne-Ana” diye soruyor. Yanıtı “mader”? çıkıyor!
Görüyorsunuz değil mi?, çaktırmadan beyinlere İngilizce olan bu mader’i sokuşturuyor. Şimdi bu yobaza sormak gerekmez mi?
Ana, Anne demek zoruna mı gidiyor ha zübük? Mader’ı neden sokuşturuyorsun ki aralara, derdin, ya da maksadın ne senin? Ulen ne yapsan ne etsen de bana dilimi unutturamazsın.
Ulen… ben..
10.9.09