KÜRT AÇILIMI, BİR AMERİKAN AÇILIMIDIR…

ALİ ERALP Herkes gibi benim de birçok arkadaşım oldu yaşamım boyunca. Arkadaşlarımın arasında Kürt, Arap, Yahudi, Rum da vardı. İyi geçinirdik.  Kimse kimsenin ırkıyla, kültürü ile uğraşmazdı. Kürt Kürtlüğünü, Arap Araplığını, Türk Türklüğünü bilirdi. Kimse kökenini, doğduğu yeri yadsımazdı.  Ama bunun için, kimse kimseyle kavga da etmezdi. Çünkü o yıllarda ırkçılık, bölgecilik, ayrımcılık tohumları ekilmemişti daha. Kimse kimseye düşman değildi. Kimse kin, nefret, öç alma duygularını tanımıyordu henüz. Anamız, babamız, uz Devamını oku »


Türkiyem Güzel Yurdum


Yurtta Barış Cihanda Barış!...

***

PEACE AT HOME PEACE IN THE WORLD...

Sitede Bulunan

  • 18 kişi aktif
  • 62179 Toplam ziyaretçi.

TürkCelil-Kıstasları

TürkCelil "Uluslararası İnternet Gazetesi;"

"Türkçe harflerle"yazılmamış yazıları,(!)

"çalakalem"(!) noktalama işaretlerine dikkat(!) edilmeden yazılmış yazıları,

sadece "BÜYÜK HARFLERLE"(!) yazılmış yazıları sayfalarına eklemez...

*********

Asla unutmamalıyız!...

TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE GİDER...

*********

Türk demek Türkçe demektir.

M. K. Atatürk.

Eklenen yazılar sonradan değiştirilmez-düzeltilmez..

Yazı ara

Kategoriler

İzliyor-Destekliyoruz

Dost Öbekler

CANAZ-TV

TURANSAM

Anafor

SerdarANT

hbernet

KalkanHaber

bekirozturk

BYT-Brüksel

radyokvp

radioloji

radyoiz

hosting

radioswissclassic

radioswisspop

radioswissjazz

binfikir

cihandura

gulkulcu

habusulu

ilk-kursun

Isıngor

solbirlik

turkhukuksitesi

ulusalcephe

ucnokta

vatanbir

yapidizayn

yazimhane

mehmetperincek

Zulal

Feyza-Hep

***

AB'ye de ABD'ye de HAYIR

KİTAP TANITIM

-Mehmet Ali Sulutaş

1-ÜÇÜNCÜ ARKA’-

2-"ANASÜTÜM TÜRKÇE"

***

-Mehmet Perinçek

-11 ARALIK 1915 TARİHLİ RESMİ ERMENİ RAPORU

***

--Yılmaz Dikbaş

“EFENDİ TERÖRİSTLER”

***

Hakan Yavuz

"Türk'ü Bilmek, Türk'ü Sevmek"

***

Prof. Dr. Nurullah Aydın'ın

1-Atatürk Diyor ki,

2-Türklerin Küresel Güç Doktrini,

3-Avrupa Birliği,

4-İşte İstihbarat...

5-"Türkiye'nin Milli Güvenlik Stratejisi"

***

Prof. Dr. Ramazan Demir'den

“Ermeni İsyanı ve Harput Ermenileri”.

Tüm Kitapçılarda...

Yeni dünya düzeni, yeni medya (1)

Yazının Toplam Okunma Sayısı 54
Bugün 1 kez okunmuş
Son Okunma Tarihi 09 February 2010
Süheyl Batum -Vatan
Medya ilginç bir dönem yaşıyor. Üstelik dünyanın hiçbir (eğer bir tek örneği varsa, gösteren olursa çok memnun olurum) demokratik ülkesinde olmayan, olamayacak şekilde gelişmeler yaşanıyor. Örneğin koskoca bir yayın grubu sahibinin elinden alınıp, tek şirketin katıldığı bir ihale ile Başbakan’ın arkadaşına, üstelik damadının da başında bulunduğu bir şirkete satılıyor.
-
Hem de 1.1 milyar dolara. Ve “arkadaşın” parası olmadığı için, 1 milyar dolara yakın para, devlet bankalarınca sağlanıyor. 10, 20 milyon değil, tam 1 milyar dolar. Onun arkasından Türkiye’deki en önemli gruba karşı, iktidar ciddi bir saldırı başlatıyor. Ve sözlü saldırıyı, inanılmaz bir hukuk süreci izliyor. Sonunda koca medya grubunun satılacağı öğreniliyor. Alıcı olarak da iktidara çok yakın kişilerin adı, alenen ortalarda dolaşıyor.
***
Belgeler medyada geziyor, medyadan öğreniliyor, devletin elindeki belgeler bile. Söylendiğine göre bir avukatın ofisinde yapılan aramada, bugün de tartışılan “AKP’yi ve Fethullah Gülen’i bitirme planı” bulunmuştu. Ve belge polisler tarafından savcılığa teslim edilmişti. Ve belge bir anda medyada ortaya çıktı. Ve kim tarafından medyaya servis edildiği öğrenilemedi. Soruşturulmadı bile. Bir sonuç çıkmadı. Sadece belgeler mi? Dinlenen telefonlar, özel yaşamla ilgili konuşmalar, hepsi medyaya servis edildi. Ve bugüne kadar soruşturma yapılmadı ya da sonuçlanmadı.
Evet medyanın son dönemde tüm ilişkileri, gelişmeler ve siyasal sistem içindeki rolü çok ilginç. Bu yeni rolün tesadüfi olmadığı da bir gerçek. Neden mi?
-
Geçen günlerde inanılması güç bir gelişmeyi televizyonda naklen izledim. Taraf Gazetesi’nde, merhum Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesinden önce NTV’den tam 139 kez arandığı ile ilgili bir haber çıkmıştı. Televizyonda Mirgün Cabas ile Ruşen Çakır’ın sundukları haber programında, Taraf’ın bu haberi tartışılıyordu. Taraf’tan Yasemin Çongar bağlandı. İki taraf tartışmaya başladı. Buraya kadar bir şey yok. Örneklerini çok gördüğümüz bir medya tartışması diyebilirdik.
-
Ama Ruşen Çakır çok ilginç bir şey söyledi. Yasemin Çongar’ın kendi haberlerini savunması ve televizyonun en üst düzey yetkilisini defalarca aradığını söylemesi üzerine, Ruşen Çakır aynen şöyle sordu; “demek ki soruşturana inanıyorsun, soruşturulana güvenmiyorsun, soruşturana soruyorsun, soruşturulana tam sormuyorsun ve bunu haber yapıyorsun.” Ve ekledi; “Ergenekon soruşturması değil bu, NTV haberi”. Ruşen Çakır önemli bir gazeteci, bu sözü büyük bir ihtimalle iyi niyetle, sadece kendilerine haksızlık yapıldığı düşüncesi ile söyledi. Ama çok önemli bir gerçeği ortaya koydu. Hiç kuşkusuz “medyanın yüzde 80’inin” son dönemdeki rolünü ve yerini anlatan çok önemli bir gerçeğe işaret etmiş oldu. Bizler medyanın tüm haber ve incelemelerde nasıl davranması gerektiğini biliyorduk da, Ergenekon soruşturması söz konusu olduğunda “farklı olmasının” doğal olduğunu ve neden farklı olduğunu bilmiyorduk. Ya da biliyorduk da, kendimize bile bu farkın varlığını itiraf edemiyorduk.
***
Pekiyi neden böyle oldu? Diğer demokrasilerde de böyle midir? Daha baştan söylemek gerekir ki, ne “bu baskılar”, ne “bir medya grubunun 1 milyar doları devlet bankasından vererek, arkadaşa satılması olayı”, diğer demokrasilerde görülmesi mümkün olmayan bir durum. Ayrıca “Ergenekon soruşturmasında olduğu gibi, “özel muameleler, yayınlar ve medya ilişkisi” de, demokrasilerde görülebilecek bir şey değil. İnanmazsanız Fransa’da “Clearstream soruşturmasının” yürütülmesi sürecini bir inceleyin. Ama bunun yanı sıra “yeni dünya düzeni içinde medyanın” yeri ve rolünü ve nedenini öğrenmek isterseniz de “Susan George’un “Başka bir Dünya Mümkün, Eğer” adlı kitabını bir okuyun bakalım.
-
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=267726&Categoryid=4&wid=45


Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site

34871